Son güncelleme: Kasım 2, 2026
Hüddam hocasıyla görüşme
Durumunuzu WhatsApp’tan kısaca yazın, size uygun saatte görüşme yapılır.
Negatif Enerji Arındırma → · Manevi Bakım Görüşmesi → · Büyü Bozan Hoca →
Cin suresi, Kur’an-ı Kerim’in 72. suresidir; 28 âyettir ve Mekke döneminde inmiştir. Adını, ağırlıklı olarak cinlerden bahsetmesinden alır. Sure, bir grup cinin Kur’an’ı dinleyip iman etmesini onların ağzından anlatır; cinlerin gökyüzü, insanlar ve kendi aralarındaki ayrılıklar hakkında söylediklerini aktarır. Aşağıda surenin tamamını Arapça metni, okunuşu ve Diyanet mealiyle bulacaksınız.
Cin suresi, cinlerin de insanlar gibi iman edenleri ve yoldan sapanları olduğunu bildirir. Evinizde ya da üzerinizde cin musallatı olduğunu düşünüyorsanız Cihan Ali Hoca’dan musallata bakan hoca hizmetiyle destek alabilirsiniz. WhatsApp’tan yazabilir ya da +90 531 994 60 07 numarasını arayabilirsiniz.
Cin suresi hakkında temel bilgiler
- Mushaftaki sırası: 72. sure (29. cüz)
- İndiği yer: Mekke
- Âyet sayısı: 28
- Adı: Cinlerden bahsetmesi sebebiyle “Cin suresi” denmiştir
- Konuları: Cinlerin Kur’an’ı dinlemesi, tevhit, peygamberlik ve ölümden sonra dirilme
Cin suresi Arapça metni, okunuşu ve Diyanet meali
Arapça metin ve meal, Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Platformu’ndan (Kur’an Yolu meali) alınmıştır. Diyanet 1-2, 16-17, 22-23 ve 27-28. âyetleri anlam bütünlüğü için birlikte çevirdiğinden bunlar aynı satırda gösterilmiştir. Latin harfli okunuş Muhammet Abay çeviriyazısına dayanır ve okumaya yardımcı olması için eklenmiştir; esas olan Arapça metindir.
| Âyet | Arapça | Okunuşu | Kur’an Yolu meali |
|---|---|---|---|
| 1-2 | قُلْ اُو𐻿حِیَ اِلَیَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُٓوا اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاٰنًا عَجَبًاۙ ﴿١﴾ یَهْدٖٓی اِلَى الرُّشْدِ فَاٰمَنَّا بِهٖؕ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَٓا اَحَدًاۙ ﴿٢﴾ | 1. Kul ûhiye ileyye ennehü’steme‘a neferum mine’lcinni fekâlû innâ semi‘nâ kur’ânen ‘acebâ. 2. Yehdî ile’rruşdi feâmennâ bih. velen nüşrike birabbinâ ehadâ. | De ki: Cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle söyledikleri bana vahyolundu: “Biz, doğru yolu gösteren harika bir okuma dinledik ve ona iman ettik. Artık kesinlikle rabbimize kimseyi ortak koşmayacağız. |
| 3 | وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًاۙ ﴿٣﴾ | Veennehû te‘âlâ ceddü rabbinâ me’ttehaze sâhibetev velâ veledâ. | Şu muhakkak ki rabbimizin şanı çok yücedir; O, ne bir eş edinmiştir ne de çocuk. |
| 4 | وَاَنَّهُ كَانَ یَقُولُ سَفٖیهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطًاۙ ﴿٤﴾ | Veennehû kâne yekûlü sefîhünâ ‘ale’llâhi şetatâ. | Demek aramızdaki beyinsiz, Allah hakkında ipe sapa gelmez şeyler söylüyormuş. |
| 5 | وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِبًاۙ ﴿٥﴾ | Veennâ zanennâ el len tekûle’l’insü velcinnü ‘ale’llâhi kezibâ. | Oysa biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla gerçek dışı şeyler söylemeyeceklerini sanırdık. |
| 6 | وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ یَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًاۙ ﴿٦﴾ | Veennehû kâne ricâlüm mine’l’insi ye‘ûzûne biricâlim mine’lcinni fezâdûhüm rahekâ. | İnsanlardan bazı kimseler cinlerden bazı kimselere sığınırlardı, onlar da bunları daha sapkın hale getirirlerdi. |
| 7 | وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ یَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَدًاۙ ﴿٧﴾ | Veennehüm zannû kemâ zanentüm el ley yeb‘ase’llâhü ehadâ. | Tıpkı sizin sandığınız gibi onlar da Allah’ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini zannederlerdi. |
| 8 | وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدٖیدًا وَشُهُبًاۙ ﴿٨﴾ | Veennâ lemesne’ssemâe fevecednâhâ müliet harasen şedîdev veşühübâ. | Hakikaten biz (cinler) göğü yokladık, onu güçlü muhafızlar ve alev toplarıyla doldurulmuş bulduk. |
| 9 | وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِؕ فَمَنْ یَسْتَمِعِ الْاٰنَ یَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًاۙ ﴿٩﴾ | Veennâ künnâ nak‘udü minhâ mekâ‘ide lissem‘. femey yestemi‘i’l’âne yecid lehû şihâber rasadâ. | Halbuki biz (daha önce, göğü) dinlemek için onun oturulabilecek yerlerinde otururduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse kendisini gözetleyen bir alev topuyla karşılaşıyor. |
| 10 | وَاَنَّا لَا نَدْرٖٓی اَشَرٌّ اُرٖیدَ بِمَنْ فِی الْاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًاۙ ﴿١٠﴾ | Veennâ lâ nedrî eşerrun ürîde bimen fi’l’ardi em erâde bihim rabbühüm raşedâ. | Bilmiyoruz, yeryüzündekiler hakkında bir kötülük mü murat edildi yoksa rableri onlar için bir iyilik mi diledi? |
| 11 | وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَؕ كُنَّا طَرَٓائِقَ قِدَدًاۙ ﴿١١﴾ | Veennâ minne’ssâlihûne veminnâ dûne zâlik. künnâ tarâika kidedâ. | Doğrusu içimizde iyiler var, ama aramızda başka türlü olanlar da var; hâsılı biz farklı gruplardan oluşuyoruz. |
| 12 | وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِی الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًاۙ ﴿١٢﴾ | Veennâ zanennâ el len nü‘cize’llâhe fi’l’ardi velen nü‘cizehû herabâ. | Sonunda anladık ki yeryüzünde Allah’ın iradesini asla engelleyemeyiz; kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız. |
| 13 | وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِهٖؕ فَمَنْ یُؤْمِنْ بِرَبِّهٖ فَلَا یَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًاۙ ﴿١٣﴾ | Veennâ lemmâ semi‘ne’lhüdâ âmennâ bih. femey yü’mim birabbihî felâ yehâfü bahsev velâ rahekâ. | Ve biz doğru yol rehberini dinler dinlemez ona iman ettik; rabbine iman eden kimse artık ne ziyandan ne de azıp sapmaktan korkar. |
| 14 | وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَؕ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُو𐻾لٰٓئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا ﴿١٤﴾ | Veennâ minne’lmüslimûne veminne’lkâsitûn. femen esleme feülâike teharrav raşedâ. | Aramızda ilâhî emirlere boyun eğenler var, ama hak yoldan sapanlarımız da var. Boyun eğenler doğru yolu hedeflemişlerdir. |
| 15 | وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًاۙ ﴿١٥﴾ | Veemme’lkâsitûne fekânû licehenneme hatabâ. | Hak yoldan sapanlar ise cehennemin yakıtı olmuşlardır.” |
| 16-17 | وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرٖیقَةِ لَاَسْقَیْنَاهُمْ مَٓاءً غَدَقًاۙ ﴿١٦﴾ لِنَفْتِنَهُمْ فٖیهِۚ وَمَنْ یُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهٖ یَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًاۙ ﴿١٧﴾ | 16. Veel levi’stekâmû ‘ale’ttarîkati leeskaynâhüm mâen gadekâ. 17. Lineftinehüm fîh. vemey yü‘rid ‘an zikri rabbihî yeslükhü ‘azâben sa‘adâ. | Eğer (kullarımız) hak yolda dosdoğru yürürlerse kendilerini, içinde denemek üzere nimetlere boğarız; kim de rabbini anmaktan yüz çevirirse Allah onu gitgide artan bir azaba uğratır. |
| 18 | وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلّٰهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللّٰهِ اَحَدًاۙ ﴿١٨﴾ | Veenne’lmesâcide lillâhi felâ ted‘û me‘a’llâhi ehadâ. | Mescidler yalnız Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte başkasına da tapmayın. |
| 19 | وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللّٰهِ یَدْعُوهُ كَادُوا یَكُونُونَ عَلَیْهِ لِبَدًاؕࣖ ﴿١٩﴾ | Veennehû lemmâ kâme ‘abdü’llâhi yed‘ûhü kâdû yekûnûne ‘aleyhi libedâ. | Allah’ın kulu O’na ibadet etmek üzere kalktığında üstüne çıkarcasına etrafına üşüşüyorlar. |
| 20 | قُلْ اِنَّمَٓا اَدْعُوا رَبّٖی وَلَٓا اُشْرِكُ بِهٖٓ اَحَدًا ﴿٢٠﴾ | Kul innemâ ed‘û rabbî velâ üşrikü bihî ehadâ. | De ki: “Ben kendisine hiç kimseyi ortak koşmaksızın yalnız rabbime yakarıp kulluk ederim.” |
| 21 | قُلْ اِنّٖی لَٓا اَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا ﴿٢١﴾ | Kul innî lâ emlikü leküm darrav velâ raşedâ. | De ki: “Doğrusu ben size ne zarar verme ne de istikametinizi düzeltme gücüne sahibim.” |
| 22-23 | قُلْ اِنّٖی لَنْ یُجٖیرَنٖی مِنَ اللّٰهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِهٖ مُلْتَحَدًاۙ ﴿٢٢﴾ اِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللّٰهِ وَرِسَالَاتِهٖؕ وَمَنْ یَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدٖینَ فٖیهَٓا اَبَدًاؕ ﴿٢٣﴾ | 22. Kul innî ley yücîranî mine’llâhi ehadüv velen ecide min dûnihî mültehadâ. 23. İllâ belâgam mine’llâhi verisâlâtih. vemey ya‘si’llâhe verasûlehû feinne lehû nâra cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ. | Şunu da söyle: “Şüphe yok ki, Allah’ın dinini tebliğ edip gönderdiklerini yerine ulaştırmadıkça beni de Allah’a karşı kimse koruyamaz; O’ndan başka sığınılacak kimse de bulamam.” Artık Allah’a ve resulüne isyan edenler bilsinler ki, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi onları beklemektedir. |
| 24 | حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا یُوعَدُونَ فَسَیَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِرًا وَاَقَلُّ عَدَدًا ﴿٢٤﴾ | Hattâ izâ raev mâ yû‘adûne feseya‘lemûne men ad‘afü nâsirav veekallü ‘adedâ. | Sonunda tehdit edildikleri azabı gördükleri zaman kimin yardımcılarının daha güçsüz ve sayıca daha az olduğunu anlayacaklar.” |
| 25 | قُلْ اِنْ اَدْرٖٓی اَقَرٖیبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ یَجْعَلُ لَهُ رَبّٖٓی اَمَدًا ﴿٢٥﴾ | Kul in edrî ekarîbüm mâ tû‘adûne em yec‘alü lehû rabbî emedâ. | De ki: “Tehdit edildiğiniz azap yakın mıdır yoksa rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, bilemem.” |
| 26 | عَالِمُ الْغَیْبِ فَلَا یُظْهِرُ عَلٰى غَیْبِهٖٓ اَحَدًاۙ ﴿٢٦﴾ | ‘âlimü’lgaybi felâ yuzhiru ‘alâ gaybihî ehadâ. | Gaybı O bilir, gizlisini kimseye açmaz; |
| 27-28 | اِلَّا مَنِ ارْتَضٰى مِنْ رَسُولٍ فَاِنَّهُ یَسْلُكُ مِنْ بَیْنِ یَدَیْهِ وَمِنْ خَلْفِهٖ رَصَدًاۙ ﴿٢٧﴾ لِیَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَیْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَیْءٍ عَدَدًا ﴿٢٨﴾ | 27. İllâ meni’rtedâ mir rasûlin feinnehû yeslükü mim beyni yedeyhi vemin halfihî rasadâ. 28. Liya‘leme en kad eblegû risâlâti rabbihim veehâta bimâ ledeyhim veahsâ külle şey’in ‘adedâ. | Ancak elçi olarak seçtiği başka. Allah, bu elçilerin her türlü durumlarını ilmiyle kuşattığı ve her şeyin sayısını belirlediği halde, rablerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini ortaya çıkarmak için onların önlerinden ve arkalarından gözcüler gönderir. |
Cin suresinin konusu
- 1-7. âyetler: Cinlerden bir topluluk Kur’an’ı dinler, ona iman eder ve rabbine kimseyi ortak koşmayacağını söyler. Aralarındaki beyinsizlerin Allah hakkında yanlış şeyler söylediğini fark ettiklerini dile getirirler.
- 6. âyet: İnsanlardan bazılarının cinlerden bazılarına sığındığı, bunun onları daha da sapkın hale getirdiği bildirilir. Sığınılacak merci yalnızca Allah’tır.
- 8-15. âyetler: Cinler, göğün güçlü muhafızlar ve alev toplarıyla doldurulduğunu anlatır; kendi aralarında salihler ve doğru yoldan sapanlar bulunduğunu söyler.
- 16-19. âyetler: Doğru yolda kalanlara bolluk vaadi, mescitlerin Allah’a ait olduğu ve Allah’tan başkasına yalvarılmaması hatırlatılır.
- 20-28. âyetler: Hz. Peygamber’in görevinin tebliğ olduğu, gaybı yalnızca Allah’ın bildiği ve elçilerine dilediği kadarını bildirdiği anlatılır.
Cin suresinin iniş sebebi
İbn Abbas’tan nakledilen sahih rivayete göre Resûlullah, cinlere Kur’an okumamış ve onları görmemiştir. Ashabından bir grupla Ukaz Pazarı’na giderken Nahle’de sabah namazını kılıyordu; Kur’an’ı işiten cinler, göğün haberleriyle aralarına giren engelin bu olduğunu anlayıp kavimlerine dönerek “Biz harika bir okuma dinledik” diye haber verdiler. Allah da Peygamber’ine “De ki: Cinlerden bir topluluğun dinleyip söylediği bana vahyolundu” âyetlerini indirdi (Buhârî 4921, Müslim 449).
Cin suresi nasıl okunur?
Bu yazıda Cin suresine özgü bir fazilet rivayeti aktarmıyoruz; sahih kaynaklarda doğrulayabildiğimiz bilgi, surenin iniş sebebini anlatan yukarıdaki hadistir. Cinlerden ve diğer kötülüklerden korunmak için hadislerde sığınma surelerinin ve âyetlerin okunduğu görülür: Felak, Nâs ve İhlâs surelerini ve Ayetel Kürsi’yi bu amaçla okuyabilirsiniz. Cinlerle ilgili daha geniş okuma önerileri için cin musallatından korunmak için okunacak ayetler, cin çıkarma duası ve cin musallatından nasıl kurtulunur sayfalarına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Cin suresi kaç âyettir?
Cin suresi 28 âyettir ve Kur’an’ın 72. suresidir. Diyanet mushafında 29. cüzde yer alır.
Cin suresi nerede ve neden inmiştir?
Cin suresi Mekke döneminde inmiştir. Hz. Peygamber’in Nahle’de sabah namazında okuduğu Kur’an’ı bir grup cinin dinleyip iman etmesi üzerine, bu olayı bildiren âyetlerle birlikte indiği sahih hadislerde anlatılır (Buhârî 4921, Müslim 449).
Cin suresi neyi anlatır?
Sure, cinlerin Kur’an’ı dinleyip iman etmesini, gökyüzünün korunmasını, cinler arasında salihlerin ve sapanların bulunduğunu, mescitlerin Allah’a ait olduğunu ve gaybı yalnızca Allah’ın bildiğini anlatır.
Cin suresi okumak cini kovar mı?
Cin suresinin cin kovmak amacıyla okunduğuna dair sahih bir rivayet aktaramıyoruz. Hadislerde korunma için Felak, Nâs, İhlâs ve Ayetel Kürsi gibi sığınma metinlerinin okunduğu görülür.
Cin suresinin 6. âyeti ne anlatır?
Altıncı âyet, insanlardan bazılarının cinlerden bazılarına sığındığını, bunun onları daha da sapkın hale getirdiğini bildirir. Sığınılacak tek merci Allah’tır.
Hemen görüşmek isterseniz
Durumunuzu kısaca yazmanız yeterli; size uygun saatte dönüş yapılır. WhatsApp’tan yazın ya da +90 531 994 60 07 numarasını arayın.

